NESLİHAN TAŞKESEN



Ben Neslihan, 42 yaşında, 16 yıllık evli ve bir çocuk annesiyim. Dukan Diyeti’ne başlamadan önce 105 kiloydum. 243 günde (yaklaşık 8 aylık sürede) 37,30 kilogram vererek 105 kilodan 67,70 kiloya indim. Bazen keyiften, bazen sıkıntıdan diyerek yemek yer, aslında miktar olarak hiç de fazla tüketmediğimi, su içsem yaradığını savunurdum. Oysaki yanlış beslenme, abur cubur ve atıştırmalar da eklenince 105 kilo ile yaşamaya başlamıştım. Tabii buna yaşamak denirse. Fazla kilo sadece vücuda değil aslında direk beyninize ve psikolojinize de baskı yapıyor. Mutlu görünsem de aslında içten içe kan ağlıyordum. Belli etmesem de komplekslerim vardı. En kötüsü beğenilmek için normal bir insandan daha fazla performans harcıyordum. Zaman zaman bundan kurtulabilmek adına diyetisyen kontrolünde muhtelif diyetler yaptım. Kilo verdim ve sonrasında yine aldım. O diyetleri yaparken kendimi hep baskı altında hissettim ve genelde aç dolaştığımı gördüm. Bir kibrit kutusu peynir ye, salata ye, bir avuç dolusu işlenmemiş kuruyemiş ye ama sonuç sürekli açlık hissiydi. Bir arkadaşımın vasıtasıyla Dukan Diyeti’ni duydum. Bugüne kadar yapılan diyetlerden oldukça farklıydı. Arkadaşım yaptığı diyeti tanımladığında yenilen miktarlar üzerinden kilo bile alınacağını düşünmüştüm. Çünkü ben hiç aç kalmadan diyet yapmamıştım. Önce kitabını aldım ve hayatım o günden beri pozitif yönde değişmeye başladı her anlamda. Kitap tam bir yol göstericiydi ve ciddi anlamda tetikleyici bir etki yarattı ve sonuç: Açlık hissini hiç yaşamadım, her zaman karnım toktu ve gözüm hiç dışarıda olmadı. Bu kadar çok miktarda yediğim hâlde her gün tartıya çıktığımda gördüğüm eksi kilolar da motivasyonumu günbegün daha çok artırdı. Dukan Diyeti bir mucize ve bu mucizeyi tüm kilo vermek isteyenlerle paylaşmak durumunda hissediyorum kendimi. İnsanlar şişman hâlimle yaşamama alışmıştı. Önceleri zayıflığın ya da şişmanlığın insan ilişkilerinde çok da önemi olmadığını düşünürdüm. Beni böyle kabul ettiklerini ama yeni hâlimle beni görünce çok mutlu olduklarını görüyorum. Ben kendimi daha çok sevmeye başladım, daha genç görünümlü, hayattan daha çok keyif alan biri olduğumu söylüyorlar. İşin gerçeği gerçekten de öyle hissediyorum. Artık hiçbir kıyafet mağazasına girerken, burada bana göre bir şey var mı, diye dü- şünmüyor ve eskiden kaçtığım aynalardan ve fotoğraf makinelerinden kaçmıyor, özgürce, keyifle gülümsüyorum hayata. ÖNCE SONRA 202 203 PS gününe özel ve lezzetli bir tarif ve kahve yanına bir kurabiye önerim olacak.