KİYMET KUŞÇU



Yıllardır gönlümce alışveriş yapamamak ve girdiğim mağazalarda kızların tepeden aşağı beni süzüp “Hanımefendi, sizin bedeninize göre yok maalesef,” diyerek sırıtışını izlemek çok canımı acıtıyordu. Hep beli lastikli pantolonlar, etekler, üzerime de popomu örtecek 48 beden çuval tipi şeyler giymek durumundaydım. Oysaki, 1.74 cm boyunda, 60-65 kilo civarında mutlu bir gençlik dönemi geçirerek evlenmiştim. İlk oğluma 70 kilo ile hamile kalıp 105 kilo ile doğuma girmiştim. Doğum sonrası ancak 80 kiloya kadar düşebildim. 6 yıl boyunca 80-85 kilo arasında gidip geldim. Daha sonrasında ikinci oğluma 83 kilo ile hamile kalıp 111 kilo ile doğuma gittim. Ve 15 yıldır 95 kilonun altına hiç düşemedim. Aksine hep üstüne kilo ekledim. 100 kilo ve üzerini sanki kanıksamış gibi yaşamıma devam ettim. Ama iç dünyamdaki depremlerden hiç kimsenin haberi yoktu. “Senin gülüşün yeter, yüzünün güzelliği yeter” yalanlarına hep inanmış göründüm. Etliyim, butluyum, ben böyle mutluyum yalanının içinde kayboluyordum. İçimdeki kavga beni yiyip bitiriyordu. Ölümcül diyetler yaptığım dönemler, aç bilaç dolandığım, açlıktan bayılıp yığıldığım çok zamanlar olmuştu. Akapunktur ile 11 kilo verdiğimde, sanki kendimi Adriana Lima sanıyordum. Alt tarafı 48 bedenden 46 bedene düşmüş- tüm. Ve tabii en kısa zamanda verdiğim kiloların hepsini geri aldım. Çaresizlik beni kahrediyordu. Dışarıdaysam açlıktan ölsem de “Yuh, daha neresine yiyecek!” bakışlarını görmemek için hiçbir şey yemeden eve geliyor, sonra da kendimi buzdolabının önünde buluyordum. Herhangi bir düğün ya da eğlencede oturup “Ay, ben dans etmeyi bilmem,” yalanını da hep bu yüzden söylüyordum. Oysa, evde yalnızken çok güzel dans ettiğimi biliyordum. Tam bu gel-gitleri yaşarken, bir nikâha gitmek zorunda kaldım. Orada, arkadaşımın annesi beni görünce, “Ooo, Kıymet ne olmuşsun sen öyle dana gibi!” dedi. Saygımdan sesimi çı- karmasam da herkesin içinde öyle demesi beni çok yaralamıştı. Eve gelip bağıra bağıra ağladığımı ilk kez burada itiraf ediyorum. Ve 2006’nın ağustos ayında eşimin ilk ihanetinin dedikoduları kulağıma geldiğinde, sorduğum ilk soru “Zayıf bir kadın mı?” olmuştu. Zaten sonradan ihanetin başrol oyuncusunu görünce zayıf bir kadın olduğunu kendi gözlerimle görmüştüm. Ve evliliğimi sonlandırdım. Bunda benim payım var mı? Kısmen var. ÖNCE SONRA 174 175 2013 ağustos başlarında artık her şeyden vazgeçmiş bir durumda, gardırobumdan tüm 38-40 beden kıyafetlerimi çıkardım ve başkalarına vermek üzere yatağımın üzerinde küçük bir dağ oluşmasına neden oldum. Öylesine kendimden vazgeçmiş durumdayken, kahvemi alıp bilgisayarın başına oturdum. Ana sayfamda çok sevgili arkadaşım Gül Şehirkahyasıoğlu’nun bir fotoğrafı dikkatimi çekmişti. Gül’de korkunç bir değişiklik vardı. Hemen önceki resimlerine baktım. Aman Allah’ım, Gül inanılmaz kilo vermişti. Ve Dukan Diyeti ile o an tanıştım. Aynı gün kitabımı temin edip okumaya başladım. Blogları araştırdım. Kitabı okumam 9 gün sürdü. 9 günlük inceleme ve araştırma sü- recinde, diyet hakkında olumlu olumsuz birçok makaleye rastladım. Hepsini okudum. Bu diyet ne kadar sağlıksız olabilirdi? Kolestrolümün tavan yaptığı kadar mı? Yoksa, fazla kilolarımdan dolayı kalp krizi geçirme riskim kadar mı? Yoksa, bu ağırlığı taşıyamayan ve bel fıtığı teşhisi konulup ameliyat olmam kadar mı? Hayır, bunlar elimin altında olan olumsuzluklarımdı. Ve, şu an olduğum kadar sağlıksız olamazdı. Bunun yanı sıra, bana göre birçok mucizevi denilecek zayıflama hikâyeleri de okudum. Ve bunca insan fazla kilolarından kurtularak gerçekten sağlıklı ve mutlu insanlar olmuşlardı. Bunun neresi kötüydü? Dr. Pierre Dukan bu işe yıllarını vermişti. Milyonlar yanılmış olamazdı. Bu olumsuzlukların tamamen ticari kaygı duyanların karalamaları olduğu kanısı- na vardım. Ve bu diyet tam bana göreydi. Asla aç kalmadan sınırsız ve zamansız yeme özgürlüğü ve diyet psikolojisine girmeden kilo verme olayı benim için biçilmiş kaftandı. Yaşımın ve menopoza girmemin dezavantaj olduğunu düşünmüştüm. Ama yanılmışım. Ve, o yatağın üzerindeki küçük dağa dönerek “Bir gün mutlaka hepsinizi yeniden giyeceğim,” dedim ve 9 Ağustos 2013 tarihinde 102,5 kilo ile Dukan Diyeti’ne sonsuz bir gü- ven duyarak başladım. İlk ay 9,200 gram verdiğimde hem kendime hem de Dukan’a olan inancım daha da bir perçinlendi. 10 aylık Atak ve Seyir evrelerim süresince, günlük 30-45 dakikalık yürüyüşlerimi, akşamları 15 dakikalık yarım mekik hareketimi ve kollarım için günde yaklaşık 10 dakika ağırlık çalış- mayı ihmal etmemeye özen gösterdim. Diyetimin devamı sürecinde, asla diyet psikolojisine girmedim, aksine sağlıklı beslenme programına dâhil olduğumu düşündüm hep. Hâlâ da öyle düşünüyorum. Diyetime başladıktan yaklaşık 2 ay sonra, üzerimdeki fazla 15 kilodan kurtulmuş ve doktorumu bile hayret ettirecek şekilde yeniden regl olmaya başlamıştım. Bu bir mucize aslında. Bu mucizeyi DUKAN’a borçluyum. 09.08.2013 tarihinde 102,5 kilo ile başladığım Dukan Diyeti’ne, 15.05.2014 tarihinde 65,5 kilo ile Güçlendirme Evresi’nde devam etmekteyim. Şimdi, kendimle çok daha barışık bir kadın oldum. Daha çok gülen, daha sabırlı bir kadınım artık. Aynaya baktığımda karşımda güzel bir kadın görmenin verdiği hazzı yaşıyorum. Kısacası mutluyum ve çevremi de mutlu ettiğime inanıyorum. İç dünyamdaki pozitifliğin dışıma yansıdığını bilmek 176 177 çok güzel. Ve, başkalarına verilmek üzere ayırdığım 38-40 beden tüm kıyafetlerimi artık giyebiliyorum. Hatta bazıları bol bile geliyor. Dukan Diyeti ile benim hayatım değişti. Sizlerin neden değişmesin? Mutlu ve sağlıklı insan olmak için Dukan Diyeti’ne başlamak isteyenlere, her şeyden önce mutlaka kitabı okumalarını tavsiye ederim. Dukan Diyeti’nin sadece bir diyetten ibaret olmadığı, sağlıklı bir beslenme şekli olduğu mantığını kavramalarını gerektiğine inanıyorum. Önce kendilerine inanmalarını, Dukan’a sadık kalmalarını, evreleri kaçamaksız tamamlayıp kilolarını sağlıklı bir şekilde sabitlemelerini diliyorum. Herkes kendi mucizesini yaratır. Ben kendi hikâyemin kahramanı oldum. Sizler de kendi hikâyenizde başrolü kapın ve mutlu olun. Mösyö Pierre DUKAN’a bu metodu bizlere ve beni bana armağan ettiği için binlerce kez teşekkür ederim. Sevgilerimle.