SELMA SEZER



Oldum olası kilolu bir insandım. Çocukluğumda o çok istediğim elbiseleri giyemedim, arkadaşlarımın alay konusu oldum. Genç kızlığımda yaşıma uygun olmayan kıyafetlere mecburdum. Lise yıllarımda “o tombul kız” olmaktan utanı- yordum. Şişmansın, az ye, şişmansın, ekmeğe dokunma, şişmansın, sana yakışmaz sözlerinden, ikinci sınıf insan muamelesi görmekten sıkılmıştım. Tüm bu can yakan duygulara rağmen her şeyin iyisini, gü- zelini görmeye çalıştım. Kendimi avuttum. Şimdi dönüp baktığımda anlıyorum ki, “Aynaya bakmak ne kadar da güzel, gözlerim güzel, burnum güzel, saçlarım güzel, gülümsemek ne kadar hoş... Ellerim ne kadar narin, ne kadar kibar,” diye diye kendimi kandırmaktan öteye gidememişim yıllar boyu. İnsan sadece yüzüne ve ellerine bakıyorsa gizleyeceği çok yeri vardır aslında. Bedenime bakmayı hiç istemedim aynada, çünkü görüğüm kişi beni mutlu etmiyordu. Hep istenmeyen bir vücut, hep diyet yapan ama sonuç alamayan bir ben. Çocukluğumdan bu yana Venöz Yetmezliği hastasıyım. Dayanılmaz sancılar içinde yürüyemez hâle gelirdim, aşırı kilolu olduğum için damarlarımda pıhtı oluşurdu. Acilen kilo vermem gerekiyordu. Bu yüzden sağlığımı kaybetme pahasına tehlikeli ilaçlar kullandım, kilolar verdim, sonra geri aldım. Akupunktur tedavileri oldum, minicik iğnelere büyük umutlar bağladım, sonuç hüsran oldu. Diyetisyenlerin 1200 kalorilik diyetlerini uygulamaya çalıştım, yine olmadı. Beynimde değişen hiçbir şey yoktu çünkü. İlaçlar, iğneler, kibrit kutusu kadar peynirler yaşamımı düzeltememişti. Umutlarım bitmişti sanki, şişmanlıktan bir gün ölecektim ve ölümümden bile utanacaktım, omuzlara yük oldu- ğum için. Dünyaya iki erkek evlat getirdim, çocuklarım için dedim, yine başaramadım. Sağlığımı kaybediyordum. Yolda yürü- mekte zorlanan, gece uykusunda horlayan, nefes alamayan biri hâline gelmiştim artık. Güneşli bir yaz günüydü. 17 Temmuz 2013. Çok yakın bir arkadaşım bana doğru yaklaşıyordu. Onu görünce gözlerime inanamadım. “Nasıl olur, sen nasıl zayıfladın?” diye sormaktan alıkoyamadım kendimi. Adını ilk defa duyduğum bir diyetle karşı karşıyaydım. Önce her zamanki gibi, “Aman, of, yine mi diyet? Ben öyle listelere bağlı kalarak hayatta diyet yapamam,” ÖNCE SONRA 86 87 dediğimi hatırlıyorum. Dudaklarının arasından iki kelime düştü. “Dukan Diyeti.” Hayatımın dönüm noktası olmuştu bu iki kelime. İnternette bu diyeti bulmak hiç de zor olmamıştı. Karşıma çıkan ilk site “Dukan Diyeti Tariflerim”di. Hemen incelemeye başladım. “Nasıl olur? Nasıl zayıflamışlar?” düşünceleri ile saatlerce dolaşıp okudum siteyi. İlk öğrendiğim ve beni ikna eden şey, bu diyette kalori hesabının ve saat sınırının olmayayışıydı. Kural 1: Kitabı alıp muhakkak okumalısınız! Henüz cevabını vermekte zorlandığım, anlayamadığım o kadar çok şey vardı ki. Bir kitap nasıl beni zayıflatabilirdi? Cazip gelen kısımlarla ilgilenmiş ve kendimi o an ikna etmiştim, hemen kitabı edindim ve okumaya başladım. Evime asla sokmadığım tartıya sahip olmak için can atı- yordum. Acaba kaç kiloydum? Bilmiyordum ki! O kadar kendimden uzaklaşmışım, ümidimi kesmişim ki, bu bedenin kaç kiloluk bir beden olduğundan haberim bile yoktu. Bana göre 100 kiloydum ama tartıya çıktığımda kendimle kavga etmek için bir sebep daha çıkmıştı bana. Tam 125 kg olmanın acı yüzüyle karşılaştım. Enteresan ve hiç hissetmediğim bir inanç kapladı her zerremi. Heyecan ve istek doluydum, hiç olmadığı kadar güveniyordum kendime. Benden istenilen testi yaptım ve hedef kilomu öğrendim. 125 kg ile başladığınız diyetinizde 69 kg ile hedefinize ula- şacaksınız! İnanılmaz bir şeydi bu, ben 69 kg olabilir miydim Dr. Dukan? “Unutma, şimdi ne olduğuna inanıyorsan yarın mutlaka o olacaksın,” dedim kendime ve hiç vakit kaybetmeden stratejilerimi belirleyip muhteşem diyetime başladım. Eşim, kararımı verdiğim ilk günden bu yana en büyük destekçim oldu. Evet, biliyorum beni her zaman çok sevdi fakat şu an yeni değişimim ve dönüşümümle bana yeniden âşık oldu. İnsan mutluyken daha çok enerji dolu, daha istekli ve daha azimli oluyor. Çok mutluyum. Dr. Dukan bana hem sağlığımı, hem huzurumu geri verdi! Protein en sevdiğim besin grubu olduğundan hiç zorluk yaşamadan, doyarak ve mutlu olarak 1. Evre’mi tamamladım. 6 gün süren Atak Evresi’nde tam 5,5 kg kaybetmek beni diyetime daha da sıkı sıkıya bağlamıştı. 2. Evre’ye geçtiğimde kendimi sudan çıkmış balık gibi hissettim. Ne kadar zengin ve ne kadar özgür bir diyetti bu... Zaman su gibi aktı gitti. Birkaç ay sonra bana Dukan Diyeti’ni soranlara, “Ben diyet yapıyorum,” diyerek haksızlık edecekmişim gibi hissediyordum. Çünkü artık Dukan benim hücrelerime, zihnime “sağlıklı beslenmeyi tercih etmek” olarak işlemişti. Kendimi hapishanede ya da kalıplar içinde hissetmiyordum çünkü. Dukan Diyeti’ni uygulamak, bildiklerimi insanlara anlatmak, tanıtmak önemli bir görev hâline gelmişti benim için. Sürekli eksilen kilolarımın yanı sıra artılar katmıştı hayatıma. Çevre, arkadaşlıklar, hedefler çığ gibi büyümüştü. 88 89 Bugün, bu amaç uğruna verdiğim huzurlu savaşımda bir- çok insana rehber olabilmenin sevincini yaşıyorum. 10 bin kişiye hitap eden, bunca insana her gün Dukan Diyeti’ni tanıtmaya çalışan bir gruba sahibim. “DUKAN OLSUN SAĞLIK OLSUN” Kilolarımdan kurtulup yağlarımdan arınırken Dukan’ın hayatıma kattıklarını saymakla bitiremem. Dukan Diyeti bana sağlığımı geri verdi. Artık damarlarımda pıhtı oluşmuyor, kolayca yürüyebiliyor ve hatta koşabiliyorum. Bu diyet sevincimi, enerjimi geri verdi. Sadece beni değil, çocukları- mın da yaşam kalitesini, sağlığını ve eğitimlerini etkiledi. Dukan Diyeti, mutfağımda yenilikçi menülere imza atmamı ve bu menüleri insanlara tattırma olanağını sağladı. Diyete başlayalı tam bir yıl oldu. Bu muhteşem diyet sayesinde 1 yılda 43 kg kaybettim. Sürecimin tamamlanmasına, hedefime ulaşmama daha çok var. Toplamda 13 kg daha verdiğimde hedefime ulaşmış olacağım. 125-56: Hedef 69 kg Sevgili Dr. Dukan, sayenizde rüyalarım değişti. Adınızı anmadığım, sizi anlatmadığım bir sabahım olmadı. Güne sizin yönergelerinizle başlayıp yine sizin yönergelerinizle ertesi güne hazırlanmak benim temel vazifem oldu. Artık, “Asla olmaz!” demiyorum! Çünkü ben sağlıkla zayıflıyorum. Artık, “Asla olmaz!” demiyorum! Çünkü ben bir gün size sevgiyle sarılacağım.